Açılış Sayfam Yap Sık Kullanılanlara Ekle Sitene Haber Ekle
Ana Sayfa
Güncel
Ekonomi
Siyaset
Spor
Hayat
Dünya
Teknoloji
Magazin

Tufan Türenç
Bir üniversitede yaşanan olaylar
Abbas Güçlü
Eğitimde ve TV'de yeni dönemde bakalım neler değişecek?
İbrahim Karagül
Bu kadar tesadüf size tuhaf gelmiyor mu?
Arslan Bulut
Ali bak! Türkler Ermenileri kesti!
Şükrü Kızılot
Aurelio'nun pişmanlığı ve Türkiye'deki cennet
Yılmaz Özdil
Du yu andırsitend?
Behiç Kılıç
Aslanlar yurda döndü!

"Yabancı bankaların garantisi kim?"
02 Temmuz 2008 Çarşamba
Yıl 2001 ve bankalarımız tel tel dökülürken meğerse içlerinin ne kadar da boşaltılmış olduklarını gördük. Özel bankaları özel kişiler hortumlamış, kamu bankalarının içini ise siyasiler ihtirasları uğruna boşaltmışlar. Türk bankacılık sektörü 40 milyar dolara ulaşan kamu kesimi ve özel kesim hortumlama maliyeti ile adeta yıkılmıştı. Sayısını hatırlamadığım çok sayıda bankaya ve mevduat güvencesine rağmen bu bankaların yüz binlerce borsa ortağının servetine de el konulmuştu.

Kriz yıllarının ardından sanki gizli bir el ile mali sistemimiz yabancılaşsın diye uğraş verildi. Sermaye piyasasında aracı kuruluşlar birer birer yabancıların eline geçerken aynı şekilde hisse senetleri de yabancıların elinde birikiyordu. O günlerde SPK'nın suç duyuruları ile adeta 3-5 lot işleme karşılık 5 yıla varan hapis cezası yargılamaları ile karşılaşan Türkler borsa denilen kumar sistemine lanet edercesine piyasaları terk ettiler. Gizli el iyi işlemiş ve Türkler piyasadan silinip gitmişti. (Çok ilginçtir ki kimse o gizli el'i sorgulamamış ve hesabını sormamıştır.)

Bankalarımız ve aracı kuruluşlarımız giderek yabancılaşırken soruna hep parasal açıdan, yani kâr olarak bakıldı. Gizli görüşe göre "yabancılar büyüktü ve Türklere göre bu işi iyi biliyorlardı."

Bugün işler tersine döndü. Yabancı bankalar ana merkezlerinden çökme riski ile karşı karşıya kalıyorlar. Kamulaştırılan İngiliz bankası benzeri yeni bankaların yolda olabileceği belirtiliyor. Avrupa'da olsun Amerika'da olsun mali sektör şirketleri büyük bir belirsizlik içerisinde. Değişik bir anlatımla "ne olacak bu mali şirketlerin hali" diyenler artık ecnebiler.

Türkiye bu ortamda dış riskle nasıl mücadele edecek? Yabancı bankaların borsadan çıkmak istemelerinin bu yaşananlar ile bir bağlantısı var mı bilmiyoruz, ama bize göre her şirketi borsaya açarak şeffaf hal getirmek gerekiyor. İş sadece borsa ayağı ile bitmeyecektir. Örneğin Sermaye Piyasası Kurulu yabancı ayaklı sermaye işlemlerini yurtdışı bağlantıları noktasında ne kadar etkin denetleyebiliyor? Veya TMSF dış hortumlama riskine nasıl müdahale edebilecek? Sahi borsada gördüğümüz gibi bu yabancı millet çok ama çok mu dürüst olacak ki denetim noktasında ne yapabileceğimizi açıklayamıyoruz.

Biz bir Uzel Dosyası açtık ki gördüklerimiz karşısında hayrete düştük. Yurtdışına çıkartılan hisseler veya kaynaklar sonrası yurtiçi resmi denetim mekanizması bir anda kilitlenebiliyor. Çok ağır işleyen bir bürokrasi ile hızlı fon hareketlerine dayalı soygunlar adeta Türkiye'yi soyun diye davetiye çıkartabiliyor. Ve bu işi en iyi bile eskiler neden revaçta sanıyorsunuz.

Sahi bu yabancılara çok mu güveneceğiz? Ya merkezleri çöker ise bizi kim kurtaracak? Küçük deneyimler hiç iç açıcı değil, benden söylemesi!

Kaynak: İbrahim Kahveci / Yenişafak

 


Copyright © 2005 GazeteTurk.com
Kaynak göstermek koşuluyla tüm yazıları kullanabilirsiniz.